|

Ne oldu da bu toprakları terk ettiler.?
Kimi bu toprakları ekonomik nedenden dolayı terk etti,
Kimi zorla sürgüne gönderildi, Kimi yollarda telef oldu,
Kimi var ki bu toprakların çimentosunda harcı olan kimi yapılan taş evlerinin mimarisinde alın teri, emeği vardır.
Yine kimi var ki bugünkü mürekkep yalamış hemşerilerimizin bugüne gelmesinde emekleri vardır.
Köylünün, çiftçinin ırgatın tırpanına şekil veren ustaların, zanaatkârların demirci dükkânlarında tınlayan ses lerin türküye dönüştürüp emek verendir.
Bu toprakları terk ederken bir hasret bir özlem bıraktılar..
Değirmen taşlarını, DINK leri, harman makinesi, dibek taşları yapan marangozlar sahi ne oldu aniden bu kültürümüz yok oldu. Ustasına saygı duyan çıraklar kalfalar yok oldu.
Kısıldı Hınıs çayının sesi, nerde Hınıs çayının gür akışı, suyun akışında çıkan
ses yankısı o sesi bize çok görenler nerdeler şimdi..
Ormanlarımızı yakan anlayış bunlar sebep değil mi toprağımızı terk etmenin.
Yine Başköy dersinde yetişen alabalığın neslini kurutan anlayış değimli toprağımızı terk etmenin sebebi?
Ama terk etmeyeceğiz bu toprakları.
Dere mahallesindeki tarihi cami ve Hınıs’ın simgesi Hınıs kalesi ve bunları yapan ustalar nerdeler?
El emek göz nuruyla yapılan kilimlerimiz bunu yapan teyzelerimiz.
Nerde ermeni komşularımız, nerde Karadeniz kökenli komşularımız nerdeler..
Türkülerimizin hikâyesi vardır.
Türkülerimizde sevda vardır, aşk vardır.
Sevgi vardır saygı vardır.
Atalarımızdan bize miras kalan folklorumuz vardır her birinde bir destan vardır.
Her birinde yine bir sevda aşk hikayesi vardır.
Bu kültürün izinde haykıran sesleri acaba duyuyor muyuz?
Bu sesler birer türkü olmuş bu türküleri dinliyor muyuz yoksa unuttuk mu?
|