| BAL TİCARET |
|
|
|
| Şerafettin Kızıltaş tarafından yazıldı. |
| Pazar, 07 Mart 2010 16:38 |
|
Dükkânı bir zamanlar Hınıs’ın çok ta iyi olmayan bir semtindeydi ama müşterileri her zaman bu nezih ve aradığını bulabileceği bir yer olduğunun farkında olarak tercih ederdi. Hacı Halis; yaklaşık bizim yaşlarda, elli ya da bir fazla bir eksik yaşında, kilolu, güleç ve her olayı tevekkülle karşılayabilen yumuşak huylu bir insandı. Tıpkı babası Rahmetli Hacı Hakkı gibi ticaret dilini iyi bilen, ticaretteki başarının müşteri memnuniyetinden geçtiğinin bilincindeydi. Dükkânı; Hınıs Karakoluna yaklaşık yirmi metre mesafede, yönü kuzeye bakan, yukarı Cami’nin hemen arkasında Ziraat Bankası’nın doğusunda tek cepheli bir yerdi. Hınıs insanının genelde eski belediye ile aşağı cami arasında vakit geçirdiği gerçeğini hatırlarsak, Hacı Halis’in müşteri celbetmedeki becerisini daha iyi takdir ederiz. “Yaa Karddaş” Hacı Halisin sıklıkla kullandığı bir terim. Anlattığı, özelliklerini saydığı ürünü hem abartarak hem de bütün özelliklerini bir kullanıcı titizliğiyle bilmiş olmanın getirdiği öz güvenle müşterisinin ikna olması gerektiği vurgusunu bu deyimle yapardı. “Yaa Karddaş” Ne yoktu ki Bal Ticarette. Saymaya başlasam birkaç sayfayı bulacak bir liste olurdu her halde. Şöyle anlatırsam; Transistorlu radyodan kurmalı kol ve masa saatine, düğmeden(kopça derdik) orlona, ikametgâh belgesinden Kur’an-ı Kerim’e her bir çeşit bulunurdu dersem listeyi hayal edersiniz her halde. Hacı Halis’in dükkânında oturmaya gittiğim yıllarda; müşterileriyle arasında kendisinin de bulamayacağı kelimelerle anlatacağı bir bağ olduğunu anladım. Yıllarca alış veriş yaptığı toptancılardan müşterilerin neleri isteyebileceğini not edip, ayakkabı çekeceğinden gazoz açacağına, kiralık ev” levhasından “Bismillahirrahmanirrahim” levhasına müşterinin her isteğini karşılamaya çalışırdı. En akla hayale gelmez isteklerden tutun da Hacı Halis’in hiç adını duymadığı bir ürün istenmişse bile “yok” dememiş, sorulduğuna göre bir örneği vardır diye düşündüğü için, “yarın getiririz!” deyip defterine kaydetmiş, ertesi gün veya o akşam ürünün bulunabileceği başka şehirlere bile giderek toptancı toptancı gezerek arayıp bulmuştu. Sonuç olarak kardeşi Süleyman’a devrettiği BAL TİCARET’in müşteri cezb etmesinin altında “ne ararsam bulurum” psikolojisinin yattığını var sayabiliriz. Kendisi İstanbul’a göçtü, bildiğim kadarıyla. Allah muvaffakiyetini arttırsın inşallah. Bütün Hınıs Sevdalılarına selam ve sevgiler yollar, sağlık ve afiyetler dilerim. |



