KARAÇALAN PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 22
ZayıfEn iyi 
Vedat AYDIN tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Ocak 2010 08:38

Bugün köşemde gazeteci olduğunu sanan ama yazarında dediği gibi sermayesi yalan olan gazetecilere verilmiş güzel bir mesaj olduğunu düşünerek sizinle paylaşmak istedim.

İşte Vedat AYDIN'ın palandöken gazetesindeki köşe yazısı..

Bütün sermayesi yalan olan "gazeteci"nin yazdıklarını okuyunca, mesleğini onuruyla yapan insanların arasına sızan bu müfterinin eline tutuşturulan kalemin ne kadar kirli olduğunu insaf sahibi herkes görebiliyor. İlköğretim çağındaki bir çocuğun sahip olduğu dilbilgisi kurallarını dahi bilmeyen bu tür cehli mürekkebin, toplumu aydınlatmak gibi bir derdinin olmadığı; amacının beyaz üzerine kara leke düşürmekten ibaret beyhude çabalar olduğu bilinmektedir.


Bu zavallı insan, içerde (iç dünyasında) zındık, dışarıda takva elbisesi giyen (yaptıklarıyla kamuoyunu aydınlatan kahraman savaşçılar rolünü kendilerine verirler) şarlatandan başkası değildir. Yazdıklarıyla bırakın toplumu aydınlatmayı, yalan ve iftiralarla dinini bile sermaye yapıp pazara düşüren ahbes tüccardır. Bu karakterde olan insanlara sadece bir meslek grubunda rastlanmaz.
Her meslek grubunda bu tür insanlara rastlamak mümkündür.


Gazeteciliğin onurlu ve yüce bir meslek olduğunun bilinciyle hareket eden geniş bir camianın içine sızan bu toksinlerin temizlenmesi, kalemin haysiyetini idrak eden bir bilince ulaşılınca mümkün olabilir ancak.
Hangi sağaltıcı bir kelime dokunur bu kara vicdanlara da, yaptıklarından nedamet duyarlar! Yalanın 'Allah'a savaş açmak' olduğunu beyan eden Kutsal Kitab'ın ayetlerine değer mi gözleri? Keza, 'iftiranın adam öldürmekten daha büyük bir cürüm olduğuna…'. Bir yalana umut bağlayıp çıkar peşinde koşan açgözlülüğün varacağı yer gayya çukurundan başka nedir ki! Farelere yem taşıyan kurnazların semizlettiği bu tetikçilere güç veren yoldaşları arkadan kıs kıs gülmektedirler. Toplumun ihyası (!) adına yaptıkları bu kutsal vazifelerinden dolayı ne kadar mutlu olsalar azdır! 

Kirlenmiş bir vicdandan adalet beklemek boşunadır. Tıbben yapacak bir şey kalmayıp yatağa düşen bir hastaya hekimler ne yapsın! Onun işi Allah'a kalmıştır. Çok şükür ki, Allah'a inanıyoruz ve O'nun adaletinin kalplere şifa dağıtan bir teraziye konacağı Gün'e yaklaşıyoruz. Ölümün dünyalık çıkarları alt üst eden çetin bir imtihan olduğu idrakini kalbimize yerleştirmesini Cenab-ı Mevla'dan niyaz ediyorum. Zira insanın kontrol edilemez vahşi tabiatını ancak ölüm düşüncesi dizginleyebilir. Musallaya konduğunda 'nasıl bilirdiniz' sorusuna karşılık cemaatin içinden gelmediği halde 'iyi bilirdik' sesleriyle mukabelede bulunmasının son yolculuğumuzda iyi bir azık olmadığını idrak eden bir fehim bahşetsin Rabbimiz. Kulların hakkına girmenin bir insanın ahretini yıkan ameller cümlesinden olduğunu bilerek Allah'a sığınıyorum.
Eline kalem alan insan her şeyden önce kalemin "namusu ekber" gibi kutsal bir emanet olduğu bilincinde olmalıdır. İster haber yazsın, ister yorum; ister makale yazsın, ister eleştiri kaleminin mürekkebini nefsinin emrine veriyorsa her şeyden önce kaleme yazık ediyordur. Kalem onurdur, şereftir, kandildir, adalettir, merhamettir, yemindir, kelam-ı kebirdir, sahibine emanettir.…

Hakkında bilgi sahibi olmadığı şey hakkında ahkâm kesmek yüce Allah'ın emirlerine karşı gelmek değil midir? "Bilmediğin şeyin ardına düşme; çünkü işitme duyusu, görme duyusu ve kalp, bunların hepsi [Hesap Günü'nde] bundan sorguya çekilecektir!" (İsra; 36). "Ey mü'minler! Size fâsık biri bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz."(Hucûrât, 6). "Şahitliği dosdoğru yapın…" (Talak, 2). "Allah'a andolsun ki,  uydurmakta olduğunuz (iftira ettiğiniz) şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz." (Nahl, 16/56).
Yüzyıllar ötesinden haykıran Shakespeare'nin 'Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez' dediği gibi, yılandan kaçar gibi 'avuç açmak'tan kaçan kalem sahiplerine selam olsun! 

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
+/-
Yorum yaz
Adınız:
Eposta:
 
Başlık:
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch::(:shock:
:X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s:!::?::idea::arrow:
 
Eggül POLAT  - YüreÄŸine saÄŸlık   |78.167.171.235 |30-01-10 - 15:26:29
Sevgili dayıcığım.. Bu muhteşem yazını bir solukta okudum. Bilirsin pek okuma alışkanlıım olmasada yazını bir solukta okuyarak
kendini bilmez densiz gazetecilere güzel bir mesaj vermişsiniz. Yüreğinize sağlık.
Sebahattin ÅžAHİN  - Tebrik   |195.142.173.2 |28-01-10 - 09:34:02
Muhterem Vedat bey;

Yazdığınız yazıya yine yazınızdan bir paragraf alarak cevaplamanın en doğrusu olacağını düşünerek
yazınızı yorumlamak istedim. Çünkü böylesi edep haya dolu yazıya cevap yazamazdım. Saygıyla..

"KirlenmiÅŸ bir vicdandan
adalet beklemek boşunadır. Tıbben yapacak bir şey kalmayıp yatağa düşen bir hastaya hekimler ne yapsın! Onun işi Allah'a
kalmıştır. Çok şükür ki, Allah'a inanıyoruz ve O'nun adaletinin kalplere şifa dağıtan bir teraziye konacağı Gün'e
yaklaşıyoruz. Ölümün dünyalık çıkarları alt üst eden çetin bir imtihan olduğu idrakini kalbimize yerleştirmesini Cenab-ı
Mevla'dan niyaz ediyorum."
mustafa  - Tebrik   |28-01-10 - 08:54:51
Kalemine,eline,diline sağlık.Bir konu ancak bu kadar güzel analatılabilir. Kendini gazeteci sanan sizinde belirttiğiniz gibi sermayesiz
insanlara, emek hırsızlarına güzel bir ders vermişsiniz.Allah yar ve yardımcınız olsun