| BABAMA MEKTUP |
|
|
|
| Galip SEVİNDİR tarafından yazıldı. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Perşembe, 10 Aralık 2009 11:28 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
“Bilmezdim kelimelerin bu kadar kifayetsiz olduğunu” demişti ya şair.İşte aynen öyle benimkisi de..İlk defa yazarken bu kadar titriyor ellerim..İlk defa gözyaşlarım mürekkep oluyor kalemime..İlk defa hançeremi iki parçaya biçiyor sözcükler,mısralar..İlk defa adının yerine hangi kelimeyi yerleştirsem yüreğim isyan ediyor..İlk defa öncelik vermiyor sözcükler bu denli birbirine..
Evet,benim melek Babam! Evet,benim dünyalar iyisi Babam! Evet,benim mekarim-i ahlak sahibi Babam..! Bir kuş gibi uçup gittin ellerimizden..Ebediyete rihlet ettin çarçabuk, Aceleni de biliyordum;yetişmek için bir an önce O en sevgiliye.. Gözyaşı döktüğünü de biliyorum şehadet ederek.. Lakin, ben ne yapacağım Baba..! Lakin, ben nasıl alışacağım sensizliğe.. Lakin, bu kadar mı muhtaç olurmuş kırk yaşında biri Baba’sına.. Hani, ben bu yaşta bu kadar muhtaçken sana,senin daha iki yaşındayken babasız kalışın gitmiyor düşlerimden..Yüreğim eziliyor,içim paramparça oluyor.. Teselli buluyorum O Rahman’ın gökleri yırtan vahiy sesi ile; “Elem yecidke yetiymen feava” “O seni yetim bulup barındırmadı mı”
Evet, şehadet ederim ki; O, seni bulup barındırdı..Güzel ahlak sahibi yaptı.Fazilet ve erdem sahibi yaptı.. * Hani, seni yolculadığımız günün gecesi var ya;işte o gece sabaha kadar uyumadım Baba!..Hayatım bir düş gibi geçti gözlerimin önünden.. Hani,daha çocukken, beni omzuna almanı,hani,beni taklit edip kızdırmanı,hani,sevinmem için elinden geleni yapmanı düşündüm.. İlkokula “heveslidir” diye,beni erken yazdırmanı,okul dönüşlerinde “üşür” diye kucaklayıp götürmeni,
Her okul açılışında Sümer bank’tan ayağıma, bir numara büyük yarım botlardan almanı.. Bir maaşla hem evi geçindirip, hem de üç çocuk okutmanı,
“Yeter ki okuyun;üzerimdeki gömleği satar sizi okuturum” demeni düşündüm..
Hani, karneleri alırken son hızla sana koşmayı..Senin de işyerinin camından bizim sana koşmamızı dört gözle beklemeni düşündüm..
Karne hediyemiz olan bir adet ‘beş’lik veya ‘on’luğu çoktan hazırlamış olmanı.. Karneye iliştirdiğimiz teşekkür veya takdir belgesiyle nasıl da gururlandığını düşündüm.. Hani evde akşamları otururken herkesin konuşup gülmesini isterdin. Birimizin suratı asılsa için acırdı biliyorum..Zorla gülüp eğlendirirdin düzeltmek için bozulan morallerimizi.. Hani o çocukluğumuzdan beri gece kalkıp üzerimizi örterdin..Bir de bir buse kondururdun yanaklarımıza.. Bu yaz gelişimde de, gece yine kaç kez örtmüştün üzerimi..Yine eskisi gibi eğilip öpücük kondurmuştun yanağıma..Nasıl hoşuma gitmişti bir bilsen Baba.. Kocaman kocaman evlatlarını nasılda çocuk gibi sevip koklardın..Nasıl severdin..Nasıl özlerdin onları öyle..
Hani seni yolculadığımız günün gecesi var ya, işte o gece sabah kadar üşüdüm Baba.. Hep seni bekledim örtersin üzerimi diye..Belki şefkatle bir de öpücük kondurursun diye.. Kıvrandım durdum sabaha kadar..Gelmedin Baba.! * Kışlalar doldu bugün Doldu boşaldı bugün Gel gardaş barışalım Ayrılık oldu bugün.. Hatırladın mı Baba? Bu türkü,evimizden bir türkü olmuştu.. Ne çok severdin dinlerken..Efkarlanırdın,gözlerin dolardı.Askerlik ocağını düşünürdün,kışlaların dolup boşalmasını.. “Kışlalar doldu” mu bilmem ama “ayrılık oldu bugün” Baba..! Yine,hani her gün Balıkesir’e tedavi için giderken,ağabeyimle dinlediğiniz o türkü vardı..
Kirpiğin kaşına değdiği zaman Bekleme sevdiğim vur beni beni Sevdanın şafağı söktüğü zaman Diyardan diyara sal beni beni.. Hani, ebediyete yolculuğundan iki gün önceydi.Evde hep berber dinlemiştik.Sen elinle eşlik etmiştin, biz ise gizliden gizliye ağlamıştık.. Evet Baba; sevdanın şafağı sökmüştü ve diyardan diyara salmıştık seni.. * Ne güzel anlaşırdın çocuklarınla..Babalık yerine yarenlik ederdin.. Onlarla dosttun..Arkadaştın..Sevgiliydin..
Ne güzel bir babaydın sen öyle..? Ne güzel bir arkadaş..Ne sıcak bir dosttun öyle.? Biz çocuklarını hiç incitmedin..Giderken de incitmedin.. O meret hastalığın acısına dayanamazken nice insan,sen hep “hamdolsun” dedin..Hiç şikayet etmedin.. Hani, ecel kapıya dayanmışken artık, suskunluk hakimken ortama bir gece vakti, ayağının yanlışlıkla değip devirdiğin tabure için başını kaldırıp “kusura bakmayın” demeni hiç unutmuyorum Baba.!
Neden bu kadar iyiydin?..neden bu kadar ahlak sahibiydin?..neden bu kadar naziktin?
Nasıl unutacağım Babalığını ben şimdi? Nasıl sönecek yürek acım..? “Toprağın yüzü soğuktur” derler..”Unutursunuz “derler.. Doğrudur.. Allah verir sabrını.. Amenna… Ama,nedense her geçen gün özlemim katlanıyor Baba.. Geleceksin bir yerlerden diye gözlerim arıyor..Her köşeden “oğlum” diye bir ses işitir oldu kulaklarım.. Nasıl becerdin çocuklarında “Baba” kelimesinin karşılığının bu kadar dolu dolu olmasını.. Nasıl ettin..?. Nasıl yaptın..? Söyler misin Baba?
İlk defa bu bayram ellerini öpemedim..ilk defa bu bayram namazından sonra ellerim gitmedi telefona..Çok aradım ellerini öpmek için..Çok aradım sana sarılmak için ..
Geçen gün vedaya geldim başucuna..Toprağını kucakladım..Sımsıcaktı..Mis gibi kokuyordu..”Allahaısmarladık baba!” dedim.İlk defa bana cevap vermedin.İlk defa konuşmadın benimle..Ama biliyorum yapabilseydin kalkıp sarmak isterdin beni Baba..Kalkıp öpüp okşamak isterdin beni..
N’olur arada gir rüyalarıma.. Tekrar uzat ellerini, öpeyim hasretle e mi? “Ba’s-ü Ba’d-el Mevt” Dirileceğimiz O günde yine bana Baba ol e mi? Ben dua ediyorum,tekrar senin çocuğun olarak buluşmayı.. Sen de ellerimi hiç bırakma e mi? Hangi ahlakla yaşadıysan öylede öldün.. Mekanın cennet olsun Baba..Makamın Firdevs.. Seni çok seviyorum.. Seni çok seviyorum Baba..
Oğlun Galip
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||



